14 ŞUBAT DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ KUTLANDI

0
94

En büyük hayaliniz nedir? Milli Piyangodan para çıkması mı? Bir eviniz, arabanız, yazlığınızın olması mı? Ya da sevdiğiniz biriyle evlenmek, okulu bitirmek iş bulmak ya da kurmak. Peki ya Öykü Günleri düzenlemek bu hayaller arasında olabilir mi. Yazar Özcan Karabulut ve arkadaşları öykü konusunda Ulusal bir etkinlik hayal ettiler. Bundan Ankara Öykü günleri ve gelişiminde de Dünya Öykü Günü doğdu. Bu yıl kutlamalara sekiz ilimizle birlikte Eskişehir de katıldı.

14 Şubat günü Belediye Kültür Merkezinde yapılan etkinlik, Edebiyatçılar Derneği Genel Sekreteri Remzi Özmen’in açılış konuşmasıyla başladı. Tarık Dursun K’ nın 2006 yılı öykü bildirgesinin okunmasının ardından, Eskişehirli yazar Orhan Aydın,  Öykü konusunda kendi bildirisini okudu. Bildiride modern öyküyü caz müziği ile karşılaştırdı. Çağdaş yaşamla birlikte bireyin değişen durumu, öykünün konusu ve yaşamdaki yeri hakkında şöyle dedi: “ Çağdaş yaşamın dikkati çeken bir özelliği de, yığınların bir bütün olarak kavranmasını ve algılanmasını engelleyen karmaşık yapısına karşın tek tek bireylerin kendini fark etmesiydi. Birey: yalnızdı, ürkekti, şaşkındı belki ama birey orada duruyor anlatılmayı bekliyordu. Öykü ve öyküyü yapan özellikler böyle doğdu. Kaotik yığınların arasında parıldayan bireyin öyküsüdür anlatılan.”  Bir öyküden beklenen şeylerin neler olduğunu sıraladıktan sonra öykünün diğer yazın türlerinden ayrıldığı noktanın “gerçekliği” ele alışında gizli olduğunu vurguladı.

Programda, Özen Yula, Yaşam Kaya, M. Şerif Onaran, Muharrem Dayanç, İbrahim Bilek, Şaban Bağcı, Nedime Köşgeroğlu’nun dünya öykü günü ve öykü hakkında kısa iletilerine yer verildi.

Öykü gününde konuşmacı olarak yer alan Feyza Hepçilingirler, günümüz Türk öykücülüğü ve edebiyatta kullanılan dilin özelliklerine ve Türkçe’nin doğru kullanımıyla ilişkin bilgiler verdi. Katımlın yüksek olduğu toplantıda dinleyicilerden biri “edebiyatta günlük dilin kullanımı hakkında” sorduğu soruya “günlük dil günlük yaşamda kullanılabilir. Argo bile yerinde kullanılırsa edebiyatta yeri olabilir. Ancak yine de sanat yaparken ya da bir şeyin üst temsilciliği yapılırken düzgün bir Türkçe kullanılması gerektiğini, kişilerin “lan” diyerek konuşmaması gerektiğini vurguladı. Ayrıca bizler dilimizdeki Arapça, Farsça gibi kelimeleri ayıklamaya çalışırken, Fransızca ve özellikle günümüzde dilimize yoğun bir İngilizce sözcük akışı bulunduğunu ve esas sorunun bu olduğunu belirtti. Son dönem basılan eserlerde özellikle psikolojik sorunların basit anlatımlarının edebiyatta boş bir yoğunluk yarattığını ve bu eserlerin kalıcılığı olmayacağını da söyledi.

Edebiyatçılar Derneği Eskişehir’de etkinlikler yapmaya devam edecek. Mart ayında Aydın Şimşek’in “Yazınsal Yaratıcılık ve Deneysel Düşünce” üzerine söyleşisi ve 21 Mart Dünya Şiir Gününün kutlanması yer alacak. “Dünya Şiir Günü” de öncülüğünü Tarık Günersel’in yaptığı bir girişim. Edebiyatımızda, yerelden ulusala, ulusaldan diğer ülkelerin edebiyatıyla bütünleşme yaratma çabasının yerinde olduğu yapılan bu tür etkinliklerle açığa çıkıyor. Biz sanatçılara düşen görev ise içerik ve estetik değeri olan eserler ortaya koyabilmek. Bunun içinde çalışmak çalışmak çalışmak gerekli.

Öykü Gününe katılım çok güzeldi. Salon hemen hemen doluydu. Tüm sanat dostlarına memnuniyetimi ve teşekkürlerimi iletirim. Önümüzdeki günler yapılacak olan diğer etkinliklerde görüşmek dileğiyle.

22 Şubat 2006 Çarşamba Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here