ALINTI MI ÇALINTI MI -2

0
100
Her türlü alıntılarda kaynak göstermek zorunludur. Doğrudan yapılan alıntılarda sayfa numarası da verilmelidir.

Biz yazarlar yazmak üzere bir konu veya durum yakaladığımızda bundan heyecan duyarız. Bu heyecan bizi yazmaya sev keder. Ancak “yeryüzünde söylenmemiş söz yoktur” Bu nedenle yazılarımız da başka kaynaklardan örnekler vermemiz kaçınılmazdır. Yazarın, bu noktada, hangi sözün kendine ait hangi sözün başkasına ait olduğunu belirtme zorunluluğu vardır.   Bir yazar, tanıtım, eleştirme, inceleme ve düşünce yazılarında zaman zaman başka kaynaklardan ve başkalarının sözlerinden yararlanabilir. Sorun şu ki bu “alıntılama” nasıl yapılmalıdır. Estetik bir metin oluşturmaya çalışırken yararlandığımız başka  kaynakları etik kuralları çiğnenmeksizin nasıl belirtmeliyiz?.Alıntıyla çalıntı arasındaki fark nedir?

Bazı yazarlarımız, yazılarını oluştururken öznel yaratıdan yola çıkarak sonra başlıyorlar bilgi vermeye. Siz bir roman okuduğunuzu düşünürken, romanda bir bölüm kurgunun parçası olmaksızın, Babil’lilerin gelenek ve göreneklerini ansiklopedik bir dille anlatmaya başlıyor. Edebiyat metinleri toplumların alternatif tarihlerini öğrenmek için bir araçsa da tarihe ait bu bilgiler, sahne ve kurguya dahil edilmelidir. Bunun için de roman içinde, günlük, anı, mektup gibi türlerden yararlanabilir. Böylece olayın geçtiği yer, kişi, mekan ve olaylar hakkında bilgimiz olur. Ancak amaç Babil’lilerin kültürel ve sosyal yaşamları hakkına bilgi vermekse bunun için düşsel yazın türüne ait değil, düşünsel yazın türlerine ait bir format seçebiliriz. Örneğin; kuşlarla ilgili kendi düş ve duygularımızın ifadesine dayanan şiirsel bir metin yazıyorsak, o kuşa ait bilgi sezdirilerek verilmeli. ansiklopedik bilgi ve tanımlamalardan kaçınmalıyız. Ama amacımız bir kuşu tanıtmaksa o zaman her türlü veriyi değerlendirebiliriz. Tabii kaynak belirtilerek.

Bir kelimenin anlamı hakkında yazarken tanımlama hangi kaynakta geçiyor, bir sözlük mü, ansiklopedimi açıklamak gerek. Çok bilinen bir söze değiniyorsak o zaman sadece tırnak içine  “…” almamız yeterli olabilir

Bir inceleme metni yazıyorsak doğal olarak, bir metne dayalı olarak yazımızı sürdürürüz. Ancak İncelediğimiz metinden bölümleri  “kes- yapıştır” yaparak arasına kendi sözlerimizi serpiştirmemiz anlatılan yapıtı anlamamıza yardımcı olacaksa da ortaya bize ait bir metin çıkmaz. Alıntılar konusunda kabul edilen kesin bir standart yoksa da genel olarak alıntıların metnin yedide birini geçmemesi beklenir. Ya değilse program sunucularına döneriz. Şimdi sıradaki parça, ya da şu kişi böyle demiş, bu kişi şöyle demiş. Kaynağa bak alıntı yap! O kaynak ve kişilerin ne dediğini okuyucu gider bulur ve okur. Yazar burada kendine ait bir bağlam ve muhakeme yürütmeli ki okuyucu için bir bilgi olsun. Araştırma, inceleme, eleştiri ve tanıtım yazan arkadaşlar bir sunucu değildir.

Özellikle dergi yazılarında alıntılama yapıldığında,  alıntı yapılan eserin kimliği: eserin adı, yazarı basıldığı yer ve yıl kaçıncı basım olduğu ve alıntı yapılan sayfa dipnot olarak düşülmelidir. Birden fazla metinden yararlanmışsak belki bir kaynakça koymak da gerekebilir. Üzerinde çalıştığımız bir metin inceleme ve tarihsel bir süreç içeriyorsa  ve kitaplaştırıyorsa, ek olarak yer, kişi dizinleri yapılabilir ya da olayların kronolojisi özetlenebilir.

Yazar ve sanatçı bilgi birikim ve deneyimlerini oluştururken var olandan yararlanır. Yola koyulduğumuzda bizden önce oradan geçen kimi köşe taşlarına rastlarız. Bu bilgi ve deneyimler bizde yeni esinler oluşturur. Yazarın da esinleyenine karşı sorumluluk duygusu ve vefa borcu vardır. Bu nedenle alıntı yaptığımızda bunu belirtmezsek ya da sadece alıntı yapar ama kendimiz yeni bir şey üretmezsek: alıntı, çalıntıya dönüşebilir.

13 Ağustos 2006 Pazar Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here