Ana Sayfa YAZILARIM MADDE BAĞIMILILIĞI- UYUŞTURUCUYA NASIL HAYIR DENEBİLİR

MADDE BAĞIMILILIĞI- UYUŞTURUCUYA NASIL HAYIR DENEBİLİR

0
107

Geçtiğimiz günlerde Çevre Derneği Ticaret Odasında Kemal Kızılbaba’nın sunduğu Madde Bağımlılığı ve Uyuşturucu Bağımlılığı konusunda bir konferans düzenledi. Bu konferansta özellikle çocukların ve gençlerin uyuşturucuya neden ve nasıl hayır diyebileceği, eğer bu illete tutulmuşsa gençlerin ve ailelerin neler yapabileceği konusunda bilgi verdi. Konuşma sırasın Eskişehir’deki durum değerlendirilirken bunun şehrimizde tehdit edici bir noktada olmadığı da belirtildi. Bununla birlikte kentimizde de az da olsa bu surunun olması üzücü. Çünkü kötülük maya gibi, ortamını bulduğunda çoğalabilir. Bu nedenle yol yakınken önlemler almak da yarar var.

Bağımlılığa yol açan en büyük etken yaşıtların baskısı. Özellikle gençlerin kendi yaşıtlarına direnmesi zordur. Aidiyet duygusunun yeni oluştuğu bir zamanda onay görmemek kişinin üzerinde yıkıcı etkiler bırakabilir. Özellikle farklı olma duygusuyla bazı gençler, sıra dışı eğilimler göstererek, bu türden bir alışkanlığı hava meselesi, kişisel güven noktası  haline getirerek özendirici olabilir. Sevilen pop yıldızlarının, ünlü kişilerin bu tür maddeleri kullanması da bu özendiriciliği hızlandırır.

Bütün bunların yanı sıra en büyük etken psikolojik etkenlerdir. Bunların başında başarısızlık korkusu olabileceği gibi, düş kırıklığı,  depresyon ve acılarımızla yüz yüze gelebilme cesaretimizin eksikliği yer alır. Bu türden durumlar tüm bağımlılıkların temelini oluşturur. Bunlara bir de hayatın anlamsız olduğu, her şeyin boş olduğunu öğreten nihilist yaklaşımlarla ve cin öğretilerini (ruhçuluk ve ispiritizmaya dâhil falcılık büyücülük ) sıralarsak, bağımlılık kapıya dayanmış olur.

Acıların yanı sıra özellikle gençlerde ailelerin denetim eksikliği ya da baskıcı bir ortam da bu soruna neden olabilir. Çocuk yetiştirmek günümüz ortamında ustalık isteyen bir beceri haline döndü. Adeta ok ve yay ilişkisi gibi. Ortam çok gerilirse okun fırladığı gibi çocukları elden kaçırabiliriz, gevşek bırakılırsa da kendi haline bırakılmış bir çocuk hem kendine hem de anne babasına utanç getirebilecek davranışlara itilebilir, hedefine ulaşamaz. Oysaki tüm anne babalar çocuklarını sistemin kötülüklerine kaptırmadan, yaşam içinde çocuğunun mutlu ve başarılı olmasını ister. Eskilerin deyimiyle muradını görmek ister.

Sosyal nedenler arasında, toplumsal yaşamın gitgide tüm dünyada kötüye gitmesi de önemli bir etken. Üzgünüz ki tüm insanları mutlu edecek bir sosyal model yok. Dünyada her şey her gün kötüye gidiyor. Ekonomiden siyasete gelecekle ilgili genel bir belirsizlik içersindeyiz. Belirlenen şeylere baktığımızda da, suların azaldığı, küresel ısınma, çöllerin çoğaldığı, açlığın önlenmediği bir dünyayla yüz yüzeyiz Bu durum insanların gelecekle ilgili ümitlerini yok eden ve çaba göstermek ve iyi olanı yapmak konusunda cesaret kırıcı bir noktaya geldi. Hele bir de buna , “ellen gelen düğün bayram ya da satmışım anasını” diyen vurdumduymaz kör tutum da eklenirse, yüreklerin katışlaştığı bir yerde kişinin kendine bile merhameti kalmıyor.

Madde bağımlılığının öncesinde ve sonrasında yapabileceğimiz şeyler var. Yine konferansta verilen bilgilere göre eğer bir kişi bağımlılığını fark eder ve tedavi olmak isterse, AMATEM’E başvurduğunda gerekli yardımı alabiliyor. Gün içersinde de gerekli görülürse 155 ya da 330 24 23 nolu telefona başvurarak yardım istenebiliyor. Ayrıca T.C.K. madde: 192/4 e göre: “Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.” demektedir.

Ancak yine de bu konuda en önemlisi bağımlılığa düşmeden önlem almak. Aileler çocuklarına yanlış şeylerle yüzleşebilecekleri hakkında önceden bilgilendirerek bunlara nasıl hayır diyebileceği konusunda etik değerler aşılamalıdır. Çünkü önceden alınmış bir karar yoksa “hayır” demek konusunda kararlı davranmak zor olabilir. Kararlılık kişinin yanlışa karşı koymasında cesaret verir. Çocuklar üzerindeki sevgi dolu bir gözetim ve disiplin onların hedefine ulaşmasında yararlı olacaktır. Yaşamda hangi sorunlarla yüz yüze gelirsek gelelim, iyi olanı ve doğru olanı yapma çabamız olursa, yaşam anlamsız olmaktan çıkıp kendi anlamını bize ellerimizde ördürür. İnsan emeğinin sonucunda içinde kederler olsa bile sonucunda mutlu olabilir. Tıpkı Cahir Sıtkı Tarancı’nın “Gün eksilmesin Penceremden” şiirinde olduğu gibi.

Ne doğan güne hükmüm geçer,

Ne halden anlayan bulunur;

Ah aklımdan ölümüm geçer;

Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

 

Ve gönül Tanrısına der ki:

Pervam yok verdiğin elemden;

Her mihnet kabulüm, yeter ki

Gün eksilmesin penceremden.

Film Önerisi

http://www.hdizlefilmi.org/bir-ruya-icin-agit-izle-turkce-dublaj.html

Zehra Çam

10 Ocak 2007 Çarşamba Anadolu gazetesi

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here